PABUCUN YÖNÜ ÜZERİNE...

Eskiden, çok eskiden, misafirlerin ayakkabılarının ön ucu kapıya bakardı. Misafir ayrılırken yüzünü ev sahibine dönsün diye bu şekilde bırakılırdı.
"Yine gelin, yine bekleriz" anlamına gelirdi; "Git, bir daha gelme" dememenin en güzel hali yansıtılırdı. Nezaketin ilik ilik işlendiği bir dönem çoktan geride kaldı. Bırakın ayakkabıyı, misafirin yanında ayak ayak üstüne atar, bacak bacak üstüne atar olduk. Misafir baş tacıdır, misafir güzel duyguları, iyi dilekleri bir bulut misali bedeninin dört bir yanında taşır. Ne kadar güzel duygularla ayrılırsa, etrafa da o duyguları saçar. Hatta tekrar geldiğinde o duygularla karşılanır. Misafirlik sadece ev misafirliği değildir; okuldur, iş yeridir, makamdır, yoldur, yolcudur. Her an misafirliğin ve misafirin tadı yansır hayat halkalarına, kokusu doğaya yayılır. 'Günaydın' derken bir misafire hoş geldin demiş olursun; afiyet olsun derken, geçmiş olsun derken bir ağırlama, bir uğurlama havası eser. O halde nefes aldığımız her anmisafiriz, herkes misafir bu dünyada. Kimseye ayak uzatmaya hakkımız yok; burun kıvırmaya hiç hakkımız yok. Ayakkabıların ucunu kapıya çevirmeliyiz. Güzel bir gülümsemeyle uğurlamalıyız her dünya misafirini.
Engince