Tarafsız, doğru ve gündemce haberler!
Kocaeli
Hafif yağmur
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
37,9644 %-0.02
41,6472 %0.73
Ara

NEREDE O ESKİ RAMAZANLAR, AHMETLER, HÜSEYİNLER, HASANLAR…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Biraz bıktırıcı olsa da, "nerede o eski..." diye başlayan cümleleri günün her anında duymamız oldukça olasıdır. Bu, çoğunlukla bir serzeniş cümlesidir. Mesela, trafiğin keşmekeşliğinden dem vurmak için "nerede o eski şoförler..." diye başlar ve bir şekilde sonlandırırız. Aslında serzenişimiz trafikten değil, insandan ötürüdür. Bir Ramazan ayını daha "derunundan" ortaladık. Şahsen içselleştirdiğim için özüyle idrak ettiğimi söyleyebilirim. Her şeyi tam anlamıyla yerine getirdiğimi söylemem mümkün değil elbette. Ancak atmosferin büyüsüne kapılmak, Ramazan ayını içselleştirmek için yeterlidir kanaatindeyim. Her koyunun kendi bacağından asılacağını biliyorum. Tuttuğum orucun benim nefsimi terbiye ettiğini biliyorum. Peki ya içine hapsolduğumuz toplumun nefsi ne durumda? 

İftar yaklaştıkça bu soruya olumsuz cevaplar buluyorum, iftardan sonra yanıtlarımın niteliğinde sözle ölçülür nitelikte şaşmalar ve sapmalar oluyor. İftardan önce "nerede o eski Ramazanlar!", iftardan sonra farklı bir anlama bürünüyor. Kimseden şikâyetim yok; sakın yanlış anlaşılmasın: Sadece usul usul tefekkür halindeyim… Bulunduğum noktadan şöyle bir nefes alıp kafamı kaldırınca, aslında özüyle idrak etmenin içsel dertleşmesini yaşadığımı görüyorum. Bir bardak çayın ardından taşlar yerine oturuyor; sen artı sen eşittir biz oluyor, ben artı sen eşittir biz oluyor ama ben artı ben hiçbir zaman bize eşit olmuyor. Bu nedenle "Nerede o eski Ramazanlar..." eşitsizliğini denkleştirmek için tek başına yapılan matematiksel işlemler çözüm olmuyor. O yüzden "Nerede o eski Ramazanlar, Ahmetler, Hüseyinler, Hasanlar..." Maskülen bir bedenden seslendiğim için böyle… Yoksa Ayşeler, Fatmalar, Haticeler için de algımızda sonsuz yer mevcut. 

Engince

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *
İlginizi Çekebilir